Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 21.10.2017, Saat: 06:37 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)


Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 3,770
» Son Üye: baidai66
» Toplam Konular: 87,039
» Toplam Yorumlar: 202,015

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 332 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 332 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Alın yazısı ne demek
Son Yorum: support
10.10.2017 12:14
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13
Sözcü gazetesinin sahibin...
Son Yorum: support
02.10.2017 19:29
» Yorumlar: 0
» Okunma: 37
Başörtülü kadına saldıran...
Son Yorum: support
02.10.2017 19:22
» Yorumlar: 0
» Okunma: 24
ABD'nin karanlık tarihi
Son Yorum: support
02.10.2017 18:15
» Yorumlar: 0
» Okunma: 25
ABD'de terör saldırısı
Son Yorum: support
02.10.2017 18:13
» Yorumlar: 0
» Okunma: 25
Ayşe Çelik'e hapis cezası
Son Yorum: support
02.10.2017 18:11
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
FETÖ’cüler ankesörlü tele...
Son Yorum: support
02.10.2017 08:02
» Yorumlar: 0
» Okunma: 35
Yanlışlıkla yada bilmeden...
Son Yorum: support
01.10.2017 14:48
» Yorumlar: 0
» Okunma: 24
Abdest in faydaları
Son Yorum: support
01.10.2017 14:47
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
Aşure günü ne zaman
Son Yorum: support
01.10.2017 14:46
» Yorumlar: 0
» Okunma: 27

 
Anket Başlığı: Sitemiz sizce nasıl?
çok iyi
iyi
kötü
çok kötü
[Anket Sonuçlarını Göster]
 
  Sözcü gazetesinin sahibine Fetöcü soruşturması
Yazar: support - 02.10.2017 19:29 - Yorum Yok

Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay'ın da aralarında bulunduğu 4 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, gazetede yer alan bazı yayınların FETÖ'nün amacına hizmet ettiği belirtildi.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu'nca Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay ile gazetenin internet sorumlu müdürü Mediha Olgun, muhabir Bekir Gökmen Ulu ve gazetenin muhasebe müdürü Yonca Yücekaleli hakkında hazırlanan iddianamenin detayları belli olmaya başladı.

Sözcü gazetesi hakkında kısaca bilgi verilen iddianamede, şüphelilerin konumu, soruşturmaya geçme süreci, emniyet görevlilerince yapılan araştırmalar ve tespitler, aramalarda ele geçirilen materyallerin incelenmesi, buna dair raporlar, şüphelilere ait telefon kayıtları, Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ / PDY) örgütünün amacı ve faaliyet yöntemleri, örgütün basın - yayın yapılanması, yayın politikaları, algı yöntemleri, FETÖ medya yapılanması raporu, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve beyanlarının değerlendirilmesi, şüpheliler ve müdafii savunmaları, örgüt, terör örgütü üyeliği - yöneticiliği, terör örgütü propagandası yapma, basın ve ifade özgürlüğü kavramları ile buna dair Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi örnek kararları yer aldı.

İddianamede, Sözcü gazetesinin yaptığı yayınlar ve 1 Ocak 2016 tarihinde yer verdiği bulmacaya ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı, bu soruşturmanın dışında farklı yerlerden 12 ayrı vatandaşın da yaptıkları ayrı şikayetlerle Cumhurbaşkanına yapılmaya çalışılan suikast girişiminin yerinin belirtilmesiyle yardım ve yataklıkta bulunulduğunu, Cumhurbaşkanının hedef gösterildiğini, Sözcü gazetesinin yayınlarıyla terör yandaşlığı yaptığı, kamuoyunda algı oluşturmaya çalıştığını iddia ederek, ihbarda bulundukları kaydedildi.

İhbarlarla birlikte Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen yetkisizlik kararı üzerine geçilen soruşturmaların birleştirildiği anlatılan iddianamede, şikayetçilerin ifadelerine yer verildi.

İddianamede, ihbarcı H.K'nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği 26 Eylül 2016 tarihli 24 sayfalık dilekçesindeki ''FETÖ'nün en son tarafına yaptığı iftira ve komplo'nun, 2016 yılındaki 2. Sınıf Emniyet Müdürü rütbe terfisini engellemek için Sözcü gazetesinin internet sitesinde FETÖ'cü yazar Kamil Elibol tarafından 3 Mart 2016 tarihinde 'Sancılı Sınav' başlıklı asılsız haberin yapıldığını, haberde 'Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz'in Protokol Müdürü 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Kaya'ya rütbe kıyağı yapılıyor.' diye yalan içerikli haber yapıldığını, hedefe konulduğunu, bunun FETÖ saldırısı olduğunu, Kamil Elibol'un daha önceden Zaman gazetesinde yazar ve bizzat FETÖ'cü olduğunu, haberinde paylaştığı bilgilerin kurum içindeki FETÖ'cüler tarafından servis edildiğini, bununla algı oluşturulduğunu, bu nedenle Kamil Elibol, gazete yetkilileri, gazetenin internet yetkililerinden şikayetçi olduğu'' beyanları aktarıldı.

"SÖZCÜ ERDOĞAN'I BULDU" HABERİ
İddianamede, FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişimi ile bağlantılı olarak saat 16.30 sıralarında henüz darbe girişimi kapsamında asker - silahlı birimlerin kışlalarından çıkmadan önce adı geçen gazetede Cumhurbaşkanın bulunduğu yerin haber yapıldığı, bunun darbecilerle birlikte ve darbe girişimini kolaylaştırmaya yönelik lojistik destek kapsamında gerçekleştirildiği, bu amaçla Sözcü gazetesinde "Sözcü Erdoğan'ı buldu" haberinin yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Kara Havacılık Komutanlığı'na ilişkin düzenlenen iddianamede, "Darbeciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerini tespit edemeseydi Amerikalılardan yardım istenecekti. Karşı operasyon yapılması durumunda rehin alan grubun Erdoğan'ı öldürebileceği bilgisi yer aldı." şeklinde haberlerin çıkması üzerine bu hususun talimat yoluyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sorulduğu bildirilen iddianamede, gelen cevap yazısındaki şu ifadelere yer verildi:

"Cumhurbaşkanının İstanbul ilinde alınması planlanmış ama Cumhurbaşkanı Marmaris'e gidince bu plan bozulmuş. Plana göre İstanbul'da Cumhurbaşkanını Sat / Sas komandoları alacakmış ve bu ekip de belliymiş ama Cumhurbaşkanı Marmaris'e gidince plan değişmiş fakat Cumhurbaşkanını alacak olan Sat / Sas kadrosu değişmemiş, yeni planı ise odada bulunanlar şu şekilde planladılar; Sat / Sas kadroları İstanbul'da bulunan 4. Kara Havacılık Skorsky'leri ile İzmir Çiğli'ye gideceklerini söylediler ve 3. Kara Havacılık Alayı'ndan 3 Cougar personel taşıyan helikopterin de bu ekiple Çiğli'de buluşacağı ve Çiğli'deki 3 Cougar'ın da bu ekibe dahil olacağı yani 3 Skorsky, 6 Cougar'lık bir filo oluşturacağı söylendi. Cumhurbaşkanının yerinin tespit edilmemesi halinde gerekirse Amerikalılardan yer tespiti ve net konum tespiti olarak yardım alabileceklerini ve ayrıca 3-4 kişilik sivil kıyafetli bir grubun Cumhurbaşkanını takip ettiklerini söylediler. Bu hususları 14 Temmuz 2016 tarihinde geç saatlere kadar konuştuk. Yapılan bu plan uygulamaya 16 Temmuz 2016 günü gece 03.00'te devreye girecekti."

İddianamede, bu beyanlara göre darbeyi planlayan FETÖ / PDY üyelerinin Cumhurbaşkanının bulunduğu yer ile ilgili arayışlarının olduğu, bunun bilinmemesi / tespit edilmemesi halinde, bulmalarına yarayacak başka planlarının olduğu kaydedildi.

17 ARALIK DOSYASINDAKİ BİLGİLER SÖZCÜ'YE SERVİS EDİLMİŞ
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından KHK ile açığa alınan polis memurlarınca, takipsizlikle sonuçlanan 17 Aralık 2013'te yapılan soruşturmaya ilişkin fiziki ve teknik takip kayıtlarının Sözcü gazetesine gönderildiği anlatılan iddianamede, gazetenin de kamuoyunda algı oluşturma kapsamında söz konusu bilgileri gerçekmiş gibi ve süreklilik arz edecek şekilde haberleştirme gayretinde olduğu vurgulandı.

İddianamede, FETÖ'nün algı amacıyla sosyal medyada kullandığı ''Fuatavni'' ve ''JeansBiri'' adlı hesaplarda yapılan manipülatif paylaşımların örgüte müzahir basın yayın kuruluşları ve internet sitelerince haberleştirilerek geniş kitlelere ulaştırıldığının görüldüğüne dikkat çekildi.

Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'ndan (MASAK) gelen rapor, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan araştırmalar sonucunda düzenlenen rapor - tutanaklar ile soruşturma dosyasının bilirkişilere teslim edildiği, adı geçen gerçek ve tüzel kişilerin finansal işlemleri üzerinde terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı kişi - kurumlarla ilişkilerine dair raporun düzenlendiği belirtilen iddianamede, raporlara da yer verildi.

AKBAY'IN HESAP HAREKETLERİ
Şüpheli Burak Akbay'ın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında sigortalı olarak göründüğü İlbas İleri Basın ve Yayın Endüstrisi A.Ş'nin 4 Haziran 2012 tarihinden itibaren Yönetim Kurulu Başkanı ve 28 Mart 2016 tarihinden itibaren de tek pay sahibi olduğu, Estetik Yayıncılık A.Ş'nin ise yüzde 95 ortağı olduğu, yine Çağdaş Yayıncılık ve Ticaret A.Ş'nin 6 Haziran 2012 tarihi itibarı ile Yönetim Kurulu Başkanı olduğu bilgisi verilen iddianamede, Estetik Yayıncılık A.Ş'nin yüzde 5 ortağı olan Metin Sarıkınacı'nın Sözcü gazetesi editörü olarak göründüğü belirtilerek, şüpheli Akbay'ın banka hesaplarındaki hareketlerine şu şekilde yer verildi:

''Burak Akbay'ın banka hesaplarına 2011-2016 yılları arasında havale olarak gelen tutar toplam 58 milyon 35 bin 436 lira, EFT olarak gelen tutar toplam 65 milyon 420 bin 606 lira olmak üzere toplamda 123 milyon 456 bin 42 lira para girişi olmuş, adı geçenin banka hesaplarından 48 milyon 757 bin 213 lirası havale, 615 bin 886 lirası EFT olmak üzere toplam 49 milyon 373 bin 99 lira para çıkışı olmuştur. Şahsın hesaplarının (gelen para) bakiyesinin 74 milyon 82 bin 942 lira olduğu söz konusu paraların bankacılık sistemi üzerinden havale - EFT yoluyla gönderildiği, şirketin, 2015 yılında şirket ortağı Burak Akbay'a 34 milyon 761 bin 127 lira para aktardığı, ancak 31 Aralık 2015 tarihli dönem sonu bilançosunda bu hesap bakiyesinin başka hesaplara aktarılarak sıfırlandığı, buna göre Estetik AŞ. ünvanlı şirketin esas faaliyet konusu olan basın ve yayın faaliyetleriyle ilgili işlemleri dışındaki faaliyetleri nedeniyle şirket ortağı Burak Akbay'a 2015 yılı içinde (30 Eylül 2015 tarihine kadar) 34 milyon 761 bin 127 lira para aktardığı, bu şekilde, şirketin, şirket ortağı Burak Akbay'dan alacağı görünen 11 milyon 954 bin 69 liralık tutarın sıfırlandığı, bu tutarın, 31 Aralık 2015 tarihli şirket bilançosunda iştirakler hesabına aktarılarak sıfırlandığı, 2015 yılı 25-28-29-30 ve 31 Aralık tarihlerindeki 5 gün içerisinde 9 milyon 562 bin 388 lira tutarındaki paranın Burak Akbay ile Estetik Yayıncılık AŞ arasında karşılıklı olarak gidip geldiği tespit edilmiştir.

Burak Akbay'ın Estetik Yayıncılık AŞ kayıtlarında görünen 11 milyon 954 bin 69 liralık borcunun bu işlemlerle sıfırlandığı, Estetik Yayıncılık AŞ ile Burak Akbay tarafından karşılıklı yapılan bu işlemlerle, Çağdaş Yayıncılık AŞ'deki Burak Akbay hisselerinin Estetik Yayıncılık AŞ'ye devredildiğinin gözüktüğü, ancak, banka içerisinde aynı günlerde karşılıklı yapılan para transferlerinin gerçeği yansıtmadığı ve şirketten Burak Akbay'a aktarılan paraların izini kaybettirmek ve yapılan işlemlere yasal kılıf uydurmak maksadıyla yapıldığına dair değerlendirme yapıldığı, şirketin 30 Eylül 2015 tarihli mizanında yer alan işlemlerden anlaşılacağı gibi, 31 Aralık 2015 tarihli bilançoda (yılın ilk 9 ayında şirket ortağına aktarılan) 34 milyon 761 bin 127 lira paranın şirket ortağına aktarıldığının gizlenmeye çalışıldığı, Estetik Yayıncılık AŞ'nin kasasında yüksek miktarda atıl olarak para bırakıldığı, bu paranın ortaklara ya da üçüncü şahıslara kullandırıldığı belirlenmiştir.''

İddianamede, bilirkişilerin incelemesinde ayrıca dosyada mevcut belge ve bilgilere göre, Burak Akbay'ın iş ilişkisi içinde bulunduğu ticari şirket / şahıslar hakkında yoğun olarak FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yapıldığının belirtildiği anlatılarak, bilirkişi raporunda adı geçen ticari kurum / kişilerle ilişkilerin ticari faaliyetler ve uygulamalar kapsamında olduğunun belirtildiği ancak Sözcü Gazetesi İmtiyaz Sahibi Burak Akbay'ın hesap hareketlerinde belirtilen yüklü para yatırma - havale gönderme - bakiyenin, gazetecilik faaliyeti / Sözcü gazetesini çıkaran ticari şirket geliri kapsamında olup olmadığı hususunda belgeleri itibarıyla aleyhe bir tespit yapılamadığı, (Burak Akbay lehine havale bazında 401 milyon 737 bin 771 lira, mal ve hizmet alımı satımı bazında 2011-2016 yılları arasında 351 milyon 488 bin 537 lira karlılık gözükmesi) şeklindeki ve diğer bir kısım havalelerin yüksekliğinin dikkat çekici olduğu, gazetecilik faaliyeti dışında gelirinin olmaması halinde söz konusu parasal durumun FETÖ / PDY kapsamında gelip gelmediğinin özellikle savunması alınmadığından bu yönden bir sonuca ulaşılamadığı, araştırmanın kısmen devam ettiği vurgulandı.

"GAZETECİLİK FAALİYETİ KAPSAMI DIŞINA ÇIKTI"
"Basın-ifade özgürlüğü", "Basın-ifade özgürlüğü hakkındaki mevzuat/düzenlemeler" ve "Basın-ifade özgürlüğü sınırlandırılması" hakkında bazı karar örneklerine de atıfta bulunulan iddianamede, Sözcü gazetesinin soruşturmaya konu edilen eylemlerinin, gazetecilik faaliyeti kapsamı dışına çıktığı, Yargıtay kararları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre gazete yayınlarının ifade özgürlüğü kapsamını aştığı belirtildi.

İddianamede, FETÖ'nün bilinen, aşama itibariyle anlaşılan bazı uygulamaları ile Sözcü gazetesi arasında bir organik bağ/bağlantı olup olmadığı ya da sonradan, hedeflere birlikte yönelip yönelmedikleri hususunun esaslı unsur olduğuna vurgu yapılarak, Burak Akbay dışındaki şüphelilere atfedilen somut eylemler dışında, gazetenin veya Akbay'ın, örgütün önem arz eden, gizli yapılanması içerisinde olup olmadığı, bu amaçla hareket edip etmediğinin tespitinin gerektiği kaydedildi.

"KURGULANMIŞ HABERLER SORUŞTURMAYA KONU EDİLDİ"
Örgütün medya yapılanması ve hareket tarzları ile Sözcü gazetesinin, ulusal - uluslararası yankı uyandırabilecek derecede önemli ve özellikle kurgulanmış haberlerin veriliş şekli ve kamuoyunda doğurabileceği sonucun amaçlanması açısından neredeyse birebir örtüştüğüne dikkat çekilen iddianamede, "Şekil anlamda gazete yönetimi ya da yazarlar ve çalışanlarının çoğu ve genel anlamda, 5187 Sayılı Basın Kanunu çerçevesinde yapılan haberlerin, paylaşımların ele alınmadığı, soruşturmaya konu edilmediği, esasında genel olarak haberlerin ya da yapılan eleştiri, ifade özgürlüğü kapsamındaki değerlendirmelerin farklı, soruşturmaya dayanak oluşturulan ve FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda yapılan, ülke yönetimini esaslı yönlerden etkileyen kurgulanmış haberlerin, paylaşımların ise farklı hususlar olduğu ve bunların soruşturmaya konu edildiği" belirtildi.

İddianamede, örgütün, toplum nazarında FETÖ/PDY'ye karşı, "Ulusalcı - Atatürkçü - Sosyal Demokrat" gibi düşünce ve kavramlarla bilinen kişilerin bu niyetlerini kullanarak sınırlı ve gizlilik derecesinde, yeri geldiğinde kullanılacak örgüt elemanına gerekli şartları sunduğuna yer verilerek, "İşin doğası gereği, ülke yönetimini ya da kamuoyunu yönlendirme noktasında fazla önem arz etmeyen gündelik hususlarda muhaliflik / habercilik faaliyetlerinin yapıldığı, gazetenin, çalışanlarının, yazarlarının FETÖ'yü ağır derecede eleştirmeleri, hatta karşılıklı olarak birbirlerine hukuk davası açmaları ya da yeri geldiğinde şikayet mekanizmasını devreye sokmaları aralarında anlaşma - bağlantı olmadığı anlamına gelmemektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Bu konuda çeşitli örneklere yer verilen iddianamede, kapatılan Taraf gazetesinin kuruluş aşamasında ve ilk yayınlarında, gündelik konularda Türk Solu Dergisi, Sözcü gazetesi gibi yayınların özelliğinde olduğu, önem arz eden, ülke yönetiminin gidişatını etkileyebilecek derecedeki faaliyetlerinde ise FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda hareket ettiğine vurgu yapıldı.

"ÖRGÜTÜN YAYIN ORGANLARINDAN BİR FARKI YOK"
İddianamede, şekil olarak FETÖ'ye karşı olmanın, esasta da karşı olunduğu sonucunu doğurmayacağını belirterek, şu ifadelere yer verildi.

"Uygulamadaki somut eylemler ele alınarak kanaate ulaşılması gerekir. Örgütün stratejisi - yapısı ve yapılan tespitlerle belirtilen örneklerin / somut başka soruşturmaların bunu gösterdiği, örgütün yapısını ziyadesiyle bilen tanıkların beyanlarında geçen ve kamuoyuna da yansıdığı şekilde, amacına ulaşmak için her yolu deneyen, adamlarını farklı alanlarda mevzilendiren, gerektiğinde elemanlarının deşifre olmaması için örgüt lideri Fetullah Gülen'in 'Bana açıkça galiz bir şekilde küfür edin / edebilirsiniz' yaklaşımları birlikte dikkate alındığında, şekil olarak FETÖ/PDY'ye karşı olmak, onu ağır bir şekilde eleştirmek, onunla davacı/davalı olmak, hatta ona açıkça hakaret etmenin başlı başına FETÖ'yü desteklememek ya da esasta FETÖ'cü olmamak sonucunu doğurmayacağı, Sözcü gazetesinin örgütün yayın organlarından bir farkının olmadığı, aynı amaca yönelik kamuoyu oluşturmaya çalıştığı anlaşılmıştır."

"AKBAY, FETÖ/PDY'NİN YÖNETİCİSİ KONUMUNDA"
İddianamenin sonuç kısmında da şekil olarak FETÖ/ PDY'nin karşısında bir düşünce ve yayın politikasına sahip görünen gazetenin yönetici, yazar kadrosu ve çalışanlarının önemli ölçüde örgütün karşısında olduğu yönündeki savunmaların yerinde olabileceğinin Cumhuriyet Başsavcılığınca da değerlendirildiğine vurgu yapılarak, ancak örgütün son derece sınırlı kişi veya kişilerin bileceği bir gizlilik içerisinde ve ileride kullanılma ihtimaline binaen şüpheli Burak Akbay aracılığıyla gazeteyi kurdurduğu anlatıldı.

Örgütün, düşünce yapısını benimsemeyen ve karşısında olan yazar kadrosuna imkan tanıyarak gazetede bir araya getirdiğine dikkat çekilen iddianamede, fiili durumda gazetenin genel anlamdaki haberlerinde bu özelliğini de büyük ölçüde koruduğu, ancak özellikle FETÖ/PDY'nin silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılması ve buna yönelik soruşturmaların yapılmasını gerektirir dereceye ulaşılmasından sonra ve bugüne kadarki süreçte gazetenin örgüt amaçları, stratejisi ve yöntemi çerçevesinde faaliyete giriştiği anlatıldı.

İddianamede, esasta birbirine aykırı farklı oluşumların aynı kaynakları kullanmadan bu denli ve ülkenin iç ve dış itibarı bakımından önem arz eden, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanması gibi konularda birbirlerine yakın tarzda hareket etmelerinin mümkün olmayacağı vurgulanarak, bu nedenle şüpheli Burak Akbay'ın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin yöneticisi konumunda olduğu belirtildi.

SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Sözcü gazetesinin yazarlarından Emin Çölaşan'ın ''Şimdi cemaati destekleme zamanı'', yine yazar Necati Doğru'nun ''Nylon Darbe'' yazısına yer verilen iddianamede, gazetede bazı köşe yazılarının FETÖ'nün amacına hizmet ettiği belirtildi.

İddianamede, Cem Küçük, Fehmi Koru, Ersoy Dede, Hüseyin Gülerce, Fuat Uğur'un tanık sıfatıyla ifadesine başvurulduğu ve beyanlarına yer verildiği aktarıldı. Tanıkların beyanlarında, gazetenin özellikle 17/25 Aralık'tan sonra FETÖ'nün amacına hizmet eden yayınlar yaptığı ve gazetenin sahibi Akbay'ı suçladıkları belirtilen iddianamede, tanıkların ifadelerinde geçen konuya ilişkin Sözcü agzetesinde çıkan haberlere yer verildi.

Gazetenin başyazarı Rahmi Turan, şüpheli Akbay'ın babası Ertuğrul Akbay ile CHP Milletvekili olan bir dönem gazetede yazarlık da yapan Aytun Çıray'ın da tanık olarak ifadesine başvurulan iddianamede, söz konusu bu tanıkların Sözcü gazetesinin demokrasi ve hukuk adına muhalefet yaptığını başka bir amacı bulunmadığını ve Atatürk'ün ilkelerine bağlı bir yayın yaptığını söyledikleri kaydedildi.

İddianamede, 4 şüpehli hakkında soruşturmanın tamamlandığı, dosyada tutuklu şüphelinin de bulunması nedeniyle bu dosya üzerinden ayırma kararı verildiği ancak söz konusu soruşturmanın sürdürüldüğü de vurgulandı.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Başörtülü kadına saldıran Hakan Dündar tutuklandı
Yazar: support - 02.10.2017 19:22 - Yorum Yok

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

Ataşehir'de yolda yürüdüğü sırada A.Ç. isimli kadına yumruk atan şüpheli, savcılıktaki ifadesinin tamamlanmasının ardından "kasten yaralama" suçundan tutuklandı
x
Ataşehir'de geçtiğimiz günlerde yolda yürüyen bir kadın, kendisine çarpan adamın yumruklu saldırısına uğramıştı.

Psikolojik sorunları olduğu öne sürülen saldırgan Hakan Dündar, polis ekiplerinin çalışmaları sonucu yakalanarak gözaltına alınmıştı.

Habertürk Haber Merkezi'nden Arzu Kaya'nın haberine göre, Hakan Dündar, Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği'nde yapılan sorgusunun ardından bugün "kasten yaralama" suçundan tutuklama istemiyle adliyeye sevk edildi. Emniyetten gülerek çıkan Hakan Dündar basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı.

TUTUKLANDI

DHA'nın haberine göre, Ataşehir'de yoldan geçen kadına yumruk atarak saldıran şüpheli Hakan Dündar sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Ayşe Çelik'e hapis cezası
Yazar: support - 02.10.2017 18:11 - Yorum Yok

'Beyaz Show' adlı programa telefonla bağlanarak terör propagandası yapan 'öğretmen' Ayşe Çelik'in 1 yıl 3 aylık hapis cezası onaylandı.

Kanal D'de yayınlanan 'Beyaz Show' programına telefonla bağlanarak bölücü terör örgütü PKK ağzıyla konuşup propagadan yapan Ayşe Çelik'in "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan mahkeme tarafından hakkında verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası onaylandı.

Avukatarın itirazını değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, Çelik hakkında verilen hapis cezasını onayladı.

2. Ceza Dairesi onama kararına gerekçe olarak şunları gösterdi:

“Sanık Ayşe Çelik'in ulusal bazda yayın yapan bir TV kanalında ekrana gelen programın canlı yayınına telefonla bağlanarak PKK/KCK terör örgütünün Doğu ve Güneydoğudaki bazı yerleşim birimlerinde örgüt militanları tarafından yollara barikatlar, kurulması, hendekler kazılması ve bombalı tuzaklar yerleştirilmesi ve sözde özyönetim adı altında işgal eylemleri gerçekleştirilmesi neticesinde bu yerde yaşayan ve evini terk edemeyenleri rehin olarak alan ve canlı kalkan olarak kullanan teröristlere karşı yasanın verdiği yetki ve sorumlulukla azami gayret göstererek mücadele eden güvenlik güçlerinin operasyonlarını salt orada yaşayan sivillere karşı yapılıyormuş gibi göstermek suretiyle terör örgütünün güneydoğudaki yerleşim yerlerindeki eylemlerini meşru göstermeye çalışması şeklinde gerçekleşen eyleminin silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek, teşvik edecek nitelikte olduğu anlaşılmakla yerel mahkemenin kabulünde belirtilen gerekçelerde herhangi bir isabetsizlik görülmemekle…”

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Başörtülü kadına alçak saldırı
Yazar: support - 01.10.2017 14:21 - Yorum Yok

İstanbul Ataşehir'de yolda yürüdüğü esnada, A.Ç. isimli kadına önce omuz sonra yumruk atan saldırganı polis her yerde arıyor.

Olay Ataşehir'de 29 Eylül tarihinde meydana gelmiş, yolda yürüyen 27 yaşındaki A.Ç. isimli kadına bir şahıs önce omuz ardından yumruk atmıştı. Yaşanan bu saldırı anı ise güvenlik kameraları tarafından kaydedilmişti.

"SEN BANA NASIL BÖYLE BİR ŞEY DERSİN" DEDİ, SALDIRDI

Saldırıya uğrayan kadının polis verdiği ifade ortaya çıktı. A.Ç. isimli kadın evine gittiği sırada siyah saçlı, kirli sakallı, beyaz tenli bir erkeğin kendisine çarptığını söyleyerek, "Yavaş olur musunuz" dedim. O da bana, "Sen bana nasıl böyle bir şey dersin" dedi ve beni omuzlarımdan yere itti, yere düşürdü. Bir müddet yerde kaldım" dediği öğrenildi.

POLİS HER YERDE SALDIRGANI ARIYOR

Öte yandan, yaşanan olay karşısında tüm mahalleli şaşkın. Mahalle sakinlerinden Ferhat Karakuş, “Kadına şiddete hepimiz karşı gösteriyoruz. Bu başımıza da gelebilir kız kardeşimiz de olabilir. Bu şahıs büyük ihtimal sporcudur. Çünkü bir vuruşta kadını yere indiriyor. Yakınlarda spor salonu olduğu için, vücut da olduğu için büyük ihtimalle şahıs spor salonuna gidiyor” dedi.

Diğer bir vatandaş da saldırgana tepki göstererek, "Bizim mahallemizde böyle bir şey olmasını kabul etmiyoruz" dedi.

Saldırganın eşkalini belirleyen polis ise her yerde şahsı arıyor.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Volkan Yiğit Külliye'de koruma oldu
Yazar: support - 01.10.2017 14:16 - Yorum Yok

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

FETÖ'nün darbe girişimine kalkıştığı 15 Temmuz gecesi Ankara Sincan'da yaşayan Volkan Yiğit, ikiz kardeşi Erkan ve kayınbiraderi Alper Kaymakçı ile birlikte, demokrasiye sahip çıkmak için Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne koştu. Hain darbecilerin bombalarıyla ikiz kardeşi Erkan ve kayınbiraderi Alper Kaymakçı şehit düştü, o ise omzuna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralanıp gazi oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde işe başlayan Yiğit, 1 yıllık eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak Erdoğan'ın koruması oldu.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

ERDOĞAN ÖRNEK VERDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Polis Akademisi mezuniyet töreninde 15 Temmuz gecesi milletin meydanlara, sokaklara dökülmesinin ruhundaki asaletin bir tezahürü olduğunu belirterek, bununla ilgili çarpıcı bir örnek verdi.

Darbe girişimi sırasında 250 şehidin verildiğini hatırlatan Erdoğan, "İşte o şehadete yürüyen o aşk olmasa bu olur muydu? 2 bin 193 gazimiz oldu. O aşk, o iman olmasa bu olur muydu? Telefonla konuşuyor, telefonda ne diyor? 'Kuzenim belki bir daha görüşemeyiz'. Ve hakikaten şehit oluyor. Şimdi kardeşi benim yanımda sizler gibi polis, benim korumalarımdan bir tanesi de o. Bu aşk, bu inanç çok önemli" dedi.

Erdoğan'ın konuşmasında bahsettiği korumasının 15 Temmuz gecesi Külliye'yi korumak için gelen ve omzundan yaralanarak gazi olan Volkan Yiğit olduğu öğrenildi. Ankara Sincan'da yaşayan Volkan Yiğit ve ikiz kardeşi Erkan Yiğit ve kayınbiraderi Alper Kaymakçı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla sokaklara indi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gidip darbecilere karşı durdu.

KUZENLE SON GÖRÜŞME

Alper Kaymakçı yola çıkarken, kuzenini aramış, "Çıkmazsak vatan düşer, vatan düşerse İslam düşer" demişti. Kaymakçı, saat 03.55 sıralarında kuzeniyle yine telefonda görüştü. Alper Kaymakçı, kuzenine, "Şarjım bitiyor, ulaşamayabilirsin, hakkını helal et" dedi. Bu konuşma iki kuzen arasındaki son görüşme oldu. Külliye'ye yapılan F-16 saldırısında Alper Kaymakçı şehit oldu. Kaymakçı ile beraber olan Volkan Yiğit omzundan yaralanırken, ikiz kardeşi Erkan Yiğit de şehit düştü. Volkan Yiğit tedavisinin ardından yine meydanlara döndü. Bu kez demokrasi nöbetlerinde yerini aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında Yiğit kardeşlerinin hikayesini izleyince gözyaşlarını tutamadı. Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar'ın da ailesini ziyaret ettiği Volkan Yiğit, demokrasi nöbetlerinin son gününde yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeydi.



SON GÜNÜNDE İŞ TEKLİFİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi nöbetlerinin son gününde Külliye bahçesinde vatandaşlara hitap ettikten sonra aralarında şehit yakınlarının da bulunduğu vatandaşlarla görüştü. Erdoğan, 15 Temmuz gazisi Volkan Yiğit ile burada sohbet etti. Sohbet sırasında Yiğit'in bir işe yerleştirilmesi konusu açılınca Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yiğit'in yanında çalışmasını istedi. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem'de geçen yıl eylül ayında işe başlayan Volkan Yiğit, daha sonra koruma memuru olmak için gerekli eğitimleri başarıyla tamamladı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koruması oldu.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  FETÖ/PKK ortaklığı
Yazar: support - 18.09.2017 09:39 - Yorum Yok

Sabah gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu,bugünkü yazısında Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan provokasyon üzerinden FETÖ/PKK ortaklığının yeni kaos planına dikkati çekti.

Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan iğrenç provokasyona değinen Sabah gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu, "Halkın gövdesini sarsamayacaklarını anladılar, şimdi ruhsal dengesini bozmaya çalışıyorlar. Bunun için de "toplumsal hoşnutsuzluğu artırma" tekniklerini deniyorlar." diyerek FETÖ/PKK ortaklığının yeni kaos planına dikkat çekti.

İşte Haşmet Babaoğlu'nun bugünkü yazısı:
Aylardır söylemekten dilimde tüy bitti...
Halkın gövdesini sarsamayacaklarını anladılar, şimdi ruhsal dengesini bozmaya çalışıyorlar.
Bunun için de "toplumsal hoşnutsuzluğu artırma" tekniklerini deniyorlar.
Belli bir stratejiye ve daha önce "Arap Baharı" gibi olaylarda; Brezilya, Ukrayna gibi ülkelerde çalışılmış hareketlere yaslanan bir saldırı türü bu.
İki icra alanı var: Sokaklar ve sosyal medya.
Gerçek şu ki, her seferinde tuzağa basıyoruz ve toparlanıp aklıselimi harekete geçirmek epeyce zamanımızı alıyor.
Böyle olmaz!
Uyanık olup ön almak gerekir.

***

Gördük...
Zabıta gaddarlığı, heykel saldırıları, kafa karıştıran ilahiyatçı kapışmaları ve ensest tartışması derken...
En son Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinin defninde yaşananlara kadar geldik.
Bir mezarlık protestosu merhumenin cenazesinin mezardan çıkartıldığına inanılacak kadar derin bir provokasyona dönüştürüldü.
Ve ne yazık ki, benim "beyaz muhafazakârlar" dediğim kesim de sosyal medyada bu zokanın yutulması için elinden geleni yaptı.
***

Artık FETÖ/PKK ortaklığının toplumsal hoşnutsuzluk yaratmayı hedefleyen yeni stratejisi tam olarak anlaşılmalı!
Ankara'ya gelince...
Sosyal medyanın etkilerini küçümseme tavrını bırakmanın zamanı geldi, geçiyor.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Akın Öztürk ün israil ile ilişkisi
Yazar: is@ - 14.09.2017 19:26 - Yorum Yok

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davada tanık olarak yazılı beyanda bulunan eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Cevat Yazgılı, davanın bir numaralı sanığı Akın Öztürk'ün, gözaltında bulunduğu sırada, "İsrail bizi sattı" dediğini belirtti.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda görülen duruşmada, tutuklu sanık Ahmet Taşhanlıoğlu savunma yaptı.

Akıncı Üssü'nde plan astsubayı olarak görev yaptığını, darbe girişiminin hiçbir aşamasında yer almadığını iddia eden Taşhanlıoğlu, 15 Temmuz'da üsse gelerek rutin mesaisine devam ettiğini belirtti.

Taşhanlıoğlu, havanın sıcak olması nedeniyle bayrak töreninin önceki günlere göre daha erken bir saatte yapıldığını ve tören sonrası özel aracıyla üsten ayrılarak evine gittiğini öne sürdü.

Akıncı Üssü'ne giriş çıkışlar sırasında kullandığı manyetik giriş kartı bilgilerinin kendisini doğrulayacağını ifade eden Taşhanlıoğlu, "Akşam evde komşularımla çay içerken İstanbul'daki köprülerin askerler tarafından tutulduğuna ilişkin haberler aldım." dedi.

Darbe girişimi sırasında sabaha kadar evinde kaldığına komşularının şahitlik edebileceğini savunan Taşhanlıoğlu, Akıncı Üssü'nün bombalanması üzerine ailesiyle lojmanlardan ayırılmak için aracıyla giriş kısmına geldiği sırada havacı astsubay olması nedeniyle gözaltına alındığını iddia etti.

Darbe girişiminin hiçbir safhasında yer alamadığını savunan Taşhanlıoğlu, şöyle konuştu:

"Uçakların uçurulmasına ilişkin bir görevim yok. Normal şartlarda uçuşları önceden bilme şansım yoktur. Savcı, darbe teşebbüsüne katılmayacak personelin evlerine gönderildiğini söylüyor. Ben de aynı şekilde mesai bitiminde eve gittim. Sabah saatlerinde lojman girişinde gözaltına alındım. 14 aydır derdimi kimseye anlatamadım. Suçum Akıncı lojmanlarında kalmak. Gün boyu evde kaldım, mesaiye dönmedim. Kimseyle görüşmedim, kimse de beni aramadı. Geçmişe dönük HTS kayıtlarıma bakılsın, kimseyle bağlantım olmayacağı görülecektir."

"AKIN ÖZTÜRK, 'İSRAİL BİZİ SATTI' DEDİ"
Savunmadan sonra Mahkeme Başkanı Selfet Giray, dava dosyasına gelen evrakı okudu.

Giray, eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Cevat Yazgılı'nın darbe girişiminden sonra gözaltında bulunduğu sırada yaşadıklarına ilişkin tanık sıfatıyla verdiği ifadenin bir nüshasının dosyaya dahil edildiğini söyledi.

Darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Yazgılı, dosyaya giren yazılı ifadesinde, gözaltında olduğu Ankara Emniyet Müdürlüğünde davanın bir numaralı sanığı Akın Öztürk'ün de aralarında bulunduğu üst düzey rütbelilerle aynı yerde kaldığını belirtti.

Yazgılı, yazılı beyanında, sanıklar Akın Öztürk, Aydemir Taşçı, Kemal Mutlu ve tanımadığı başka bir rütbeli ile sorgulama aşamasına kadar bir arada kaldıklarını kaydederek, "Başımızda polisler olduğu için Akın Öztürk ile sohbet etme imkanı bulamadım. Akın Öztürk bir ara benim de duyabileceğim bir şekilde kendi kendine 'İsrail bizi sattı' dedi. Bu sözü Kemal Mutlu da duymuş olabilir. Bu sözü duyduğumda darbe girişiminde dış güçlerin parmağı olduğunu düşündüm." ifadelerini kullandı.

İfadenin okunması üzerine söz alan sanık Akın Öztürk, Yazgılı'nın aleyhindeki beyanlarını kabul etmediğini belirterek, "Böyle bir konuşma geçmiş ise duyulacak kadar Kemal Mutlu yakınımdaydı, ona da sorulsun. Zinhar itiraz ediyorum. Aydemir Taşçı da oradaydı, ona da sorulabilir." dedi.

Mahkeme Başkanı Giray, sanıklar Mutlu ve Taşçı duruşmadan vareste tutuldukları için söz konusu ifadenin kullanılıp kullanılmadığının sorulması için sanıklara gelecek celse söz hakkı verileceğini kaydetti.

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Ceyda Karan Katil budistleri savundu
Yazar: is@ - 06.09.2017 16:18 - Yorum Yok

Suriye'de katil Esed'e verdiği destek ve Türkiye düşmanlığıyla bilinen Cumhuriyet gazetesi yazarı Ceyda Karan, yine şaşırtmadı. Nerede bir Müslüman katili varsa yanında yer alan şebbiha Ceyda Karan, Myanmar meselesinin güya analizini yaptı. Yazısında Arakan'da katliama maruz kalan Müslümanları suçladı.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

Cumhuriyet yazarı Ceyda Karan Myanmar konusunda da şaşırtmadı ve 'cihatçı' yaftasıyla yaşanan vahşeti yine Müslümanlara fatura etti. Ceyda Karan 'Myanmar meselesi' başlıklı ve güya sorunun tarihsel kökenini ve bugüne uzanan yansımalarını ele aldığı yazısında tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen ve büyük tepkilere yol açan insanlık suçlarının sorumluluğunu 'olağan suçlu' 'İslamcılara' yüklemekten çekinmedi.

Nerede İslam düşmanı varsa onun yanında olan Karan yazısında araya emperyalizm, paylaşım savaşı vb. 'sol' tandanslı kavramlar eklemekle birlikte asıl suçlunun, daha doğrusu asıl düşmanın kim olduğu hususunda şüpheye yer bırakmıyor!

"Güney Asya'da İslamcı cihatçılığın yine başrolü oynadığı bir savaş derinleşiyor. Yerel gibi görünen ve sosyal medyadaki sahte fotoğrafların da eşliğinde sivil kurbanların öne çıktığı bu savaşın arka planında ise büyük bir paylaşım mücadelesi var…"

Her ne kadar eleştiriyor görünse de gelişmeleri yorumlarken bütünüyle Myanmar devletinin açıklamalarını merkeze aldığını gizlemiyor:

"…Son olaylar Arakan Rohinya Kurtuluş Ordusu'nun (ARKO) 25 Ağustos'ta Bangladeş sınırında karakollara 30'u bulan koordineli saldırılarıyla başladı. Myanmar ordusuna göre çoğu ARKO militanlardan 400 kişi öldü. 70 binden fazla Rohinyalı Müslüman Bangladeş'e geçerken, 11 bin kadar Budhist ve Hindu aksi yöne kaçtı. Hem Myanmar ordusu, hem de ARKO'nun sivilleri katlettikleri, köyleri ve Budhist mabetleri yaktıkları ve militanların kadın ve çocukların aksine erkekleri sınırdan geçirmeyip militan yaptıklarına dair tanıklıklar var. Hepsi yürek yakıcı. Aung San Suu Kyi'ye Nobel takdim etmiş Batılılar şaşkın. Bu da pek ironik…"

Yazının hemen her satırında İslami hareketi, İslamcılığı, daha ötesi Müslümanları suçlayan, töhmet altında tutan ifadeleri okumak mümkün:

"…Koşullar İslamcı militanlık için müsait. Nitekim etnik ve dini gerilim 2012'de tavan yapmıştı. Raporlara göre, Ekim 2016'dan itibaren Suudi Arabistan, Pakistan ve Malezya'nın desteğiyle cihatçılar Rakhine'deki köylerle Bangladeş'teki kamplardan militanlar devşirdiler. Yakın zamana kadar 'İnanç Hareketi' ismiyle anılan ARKO'nun liderliğini Pakistan'daki Arakan toplumunda doğmuş, Suudi Arabistan ve Pakistan'da eğitim almış Vahhabi cihatçı Ataullah ebu Ömer Cuncuni yapıyor. Amaç İslamcı ayrılıkçı ülke tesis etmek…"

Karan, bu arada Müslümanları zavallı piyonlar konumuna oturturken, İslami hareketi ise Çin'in karşısındaki güçlerin elinde basit bir figürana dönüştürüyor:

"…Rakhine, Çin'in 'Tek Kuşak Tek Yol' girişiminin parçası. Hint Okyanusu'ndaki derin liman bölgesinden enerji kaynaklarının Malukka Boğazı veya tartışmalı Güney Çin Denizi'ni aşmadan aktarılabileceği diyar. Çin'in milyar dolarlık projeleri var. Rakiplerinin elinde de zamanımızın en güçlü ideolojik silahı İslamcı cihatçılık…"

Şebbiha sıfatına bihakkın layık olduğunu ispatlayacak şekilde Myanmar meselesine dair yazısını bir Budist rahibin sözleriyle bitirmeyi tercih ediyor. Her ne kadar girişte aşırı sağcıların görüşünü yansıttığını ifade etse de açık bir şekilde ırkçılık ve katliam destekçiliği içeren rahibin sözlerini yorumsuz aktarmayı ve yazısını bu şekilde bitirmeyi tercih etmiş:

"…Müslümanlar Budhist düzeni yok ediyor, kendi yasalarını zorla dayatıyorlar. Bunu yapmazlarsa barış içinde yaşayabiliriz. Müslümanlar Afrika balıkları gibi, çok hızlı ürüyorlar. Şiddet davranışlarına sahipler, kendi türlerini de diğer balıkları da yiyorlar. Doğal kaynakları da yok ediyorlar. Azınlıkta olsalar bile soyumuz için büyük yük yaratıyorlar."

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Maçka Jandarma Komutanı Teğmen Zabit Zengin terör örgütü üyeliği suçundan tutuklandı
Yazar: is@ - 05.09.2017 18:26 - Yorum Yok

FETÖ operasyonu kapsamında gözaltına alınan Maçka eski Jandarma Komutanı Teğmen Zabit Zengin, çıkarıldığı mahkemece "terör örgütü üyeliği" suçundan tutuklandı.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

İzmir'de düzenlenen FETÖ operasyonu kapsamında gözaltına alınan Trabzon'un Maçka ilçesinin eski Jandarma Komutanı Teğmen Zabit Zengin, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Zengin, sağlık kontrolünün ardından sevk edildiği Trabzon Adalet Sarayı'nda savcılık sorgusu sonrası 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi.

Zengin, çıkarıldığı mahkemece "FETÖ terör örgütü üyeliği" suçundan tutuklandı.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Murat Başoğlunun yeğeni ile ilişkisine yayın yasağı
Yazar: is@ - 30.08.2017 21:02 - Yorum Yok

Öz yeğeni Burcu Başoğlu ile 'ensest ilişkisi' ortaya çıkan Murat Başoğlu'yla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi.

[IMG]Kodlar Ziyaretçilerimize Kapalıdır.Lütfen Üye Olunuz[/IMG] Kayıt Olun

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, yazılı ve görsel basında konuya ilişkin çıkan haberlerin kamu vicdanı ve değer yargılarına açıkça aykırı olduğu kaydedildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Son günlerde yazılı ve görsel basında, Bodrum'da bir teknede aleni olarak amca-yeğen ilişkisi boyutuyla yer bulan ve cinsel tema içeren, çocuklar dahil herkes tarafından ulaşılabilen haber içerik ve görüntülerin toplum ahlakı, kamu vicdanı ve değer yargılarımıza açıkça aykırı, olumsuz neticeler doğurması, ayrıca bu konuya ilişkin devam ettiğimiz adli soruşturma sürecinin de selameti gözetilerek, bahsi geçen konuyu işleyen her türlü haber ve görüntüye, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi doğrultusunda, Basın Kanunu'nun 3/2. cümlesi gereğince Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince yayın yasağı getirilmiş olup, ilgili kurumlara karar örneği gönderilmiştir."

Bir süre önce sunucu Murat Başoğlu ve basında yer alan haberlere konu diğer kişiler hakkında, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca "hayasızca hareketler" suçundan resen soruşturma başlatılmıştı.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder



İslami Reklam Alanı

Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar, Bediüzzaman'ın, Risale-i Nur'un veya Nur Cemaatinin kanaati veya yorumu olarak değerlendirilmemeli; mihenge vurulmalı, sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.
   

forum islami,forumislami,islami forum,islam forumu,dini siteler,dini site,dini forum,din forum,dini bilgiler

forum islami,forumislami,islami forum,islam forumu,dini siteler,dini site,dini forum,din forum,dini bilgiler